irtifakaybi

yıllar olmuş uğramayalı, nostalji oldu duygulandım, herkese selamlar!

dubai

otelleri, alışveriş merkezleri, lüksü hakkındaki yorumları her yerde bulabilirsiniz ama şimdi söyleyeceklerime kulak verin.
1. alışveriş festivali (shopping festival): her yıl şubat ayında düzenlenen bu festivalde her yerde promosyon yapılıyor. ama asıl iki yer var ki buraları mutlaka ziyaret edilmeli. bur dubai bölgesinde deniz kenarında ufak çadırlar içinde her türlü eşyayı bulmak mümkün. lüks alışveriş mağazalarının neredeyse onda biri fiyatına çok uygun elektronik, kıyafet, yiyecek vs vs bulmak mümkün. küçük bir örnek; deri ceketi 40 tl'ye aldım.
2. birinci konu ile bağlantılı bir diğer alış veriş yapabileceğiniz uygun yer küresel köy (global village) şehir merkezinden taksi ile 25 dk sürüyor. aralarında türkiye'nin de bulunduğu yaklaşık 40 adet ülkenin pavilionu var (tam olmasa da türkçesine köşk diyebiliriz). bu köşklerde o ülkeye ait eşyalar satılıyor (hem de yine çok çok uygun fiyata). ayrıca belirli ülkelerin köşklerinde aktiviteler düzenleniyor (konser, yarışma vs ). hindistan, iran, bae, pakistan, yemen köşkleri mutlaka görülmeli. türkiye köşkü biraz bakımsız kalmış, tam olarak bizi temsil edemiyor. keşke diğerleri gibi devlet destekli olsa da eğlenceyi o zaman görse adamlar.
3. yine bur dubai bölgesinde eski şehir var. burası tam bir kapalı çarşı örneği; eski dükkanlar, yerel eşyalar, lokantalar (restaurant değil dikkat) vs bulmak mümkün ve gezerken keyif alacaksınız. yine bu civarda tahtakale benzeri dükkanlar bulabilirsiniz.

özetle bırakın yelken oteli, en yüksek binayı, alışveriş merkezlerini ilk bu üç yeri görün. en uygun zaman şubat. fiyatlar (konaklama hariç) çok uygun. 25 dk taksi yolculuğu diğer deyişle 30-40 km sadece 20 tl.

sokaklarda %60 hintli, %20 çinli-filinpinli ve gerisi de arap ülke insanları göreceksiniz. altın şehir diye hintliler saldırmış, garsonların çoğunluğunu filipinli bayanlar oluşturuyor.

her ne kadar alkol ve fuhuş büyük ceza da olsa, el altın devlet destekli gidiyor. alkol 4 ve 5 yıldızlı otellerde ve belirli gece klüplerinde serbest. ayrıca her otelin las vegastaki gibi konsepti var ve buna uygun eğlence düzenliyor. mesela benim kaldığım otel hintlilerinde ve gece klübünde bollywood şovları düzenleniyordu. hatunlar sahneye çıkıp size göz atıyor, siz de beğendiğinize bilezik taktırıyorsunuz (10 bilezik 40 tl) ama sonrasını keşfedemedim : ).

ukalalık gibi olmasın ama avrupayı gezmiş biri olarak, farklı bir kültür, ucuz ve değişik eğlence, alışveriş arıyorsanız mutlaka dubai'ye gidin. şiddetli tavsiye.

sirince

gidilesi, görülesi yer...
evleri, yolları, şarapları, doğal yiyecekleri, sıcak insanları...
tavsiyeler;
- kilise görülsün (başka bi yeri yok zaten)
- şarap tadılsın (meyve şarapları çok kötü, konsantre ve keskin alkol tadı var) ama kesinlikle üzüm şaraplarını tavsiye ederim... ben şahsen kaplankaya (dereli) marka üzüm şaraplarını beğendim... ayrıca kıvırcık şarapevinin yanında bülent abinin yeri var oranın da üzüm şarapları iyiydi.. aman neyse deneyin görün.
- pansiyonlar içinde ben şirince dionysos evlerinde kaldım.. beğendim.. diğerleri hakkında yorum yapmam doğru olmaz.
- çeşmebaşı restaurantta gözleme ve atıştırmalar müthiş hem fiyat hem lezzet... benden 4 yıldız aldı.. güzel bir akşam yemeği için le jardin'i tavsiye ederim...
- alınması gerekenler; foto makinası, mp3 çalar, kitap, film izlemek isterseniz lap top vs... yeterli
daha detaylı bilgi için bana başvurun

italya

bazen insana olur, bir şehri o yöreye ait en popüler şarkıların gizlendiği; kare kare güzelliklerin gösterildiği belgesellerde izlemek heyecanların ve tutkuların en güzelidir. o anda keşke burada yaşasam, hayatımın sonuna kadar mutlu olabilirim diye iç geçirilir.
lasciate mi cantare çalarken gördüm bir tv kanalında milano'yu, venice'i, roma'yı, padova'yı ve o an dedim "işte insan burada mutlu olur, moda, güzellik, gülen yüzler, güzel gözler, dingin ve rahat bir yaşam daha ne olsun". hikaye anlatıldığı kadar zevk vermezmiş insana, ne zaman ki kahramanı oldun o hikayenin artık arkada o beğendiğin şarkı çalmaz; belgeselde kare kare gördüğün güzellikleri tekrar yakalamak için koşuşturduğunda saniye milano'dan catania'ya gidemediğin için tadamazsın ilk aldığın lezzeti.
hayatı film tadında yaşamak gibi bir istekle dönersin memleketine, derin bir oh çeker şükrederek belgesele devam edersin.
mutlaka tavsiye edilir, görülmesi gerekir, hatta 1-2 yıl yaşanılması uygundur ama aşık olamazsınız çünkü siz zaten çoktan bağlanmışsınızdır memleketinize.

olumden sonra yasam oldugunu iddia etmek

bu dünyadaki hayatını çok iyi yaşadın da mı merak etmektesin öbür tarafı? meraktır bilimin temel taşlarından biri ama insanlığın da baş belalarından biri, sen insana ve kendine insan gibi davrandıkça boştur gerisi.
çok basit; şu ana kadar doğmanı ve ölmeni seçemediğin gibi öbür tarafa (varsa) atıfta bulunman da saçma, öyleyse kabullenmek gerek bazı şeylerin gizemli kalmasını, çözülemez olduğunu...

gun gelir devran doner horoz domalir tavuk siker

insanoğlunun fantezi olarak çoktan giriştiği olay.

alisveris merkezlerinde kari doyurmak

bayan/sevgili/eş yerine karı diyen zihniyetin evde oturup "karı"dan faydalanmak yerine dışarıya her çıktığı anı masraf olarak görmesi sonucu "adam" şeysini sıkıntıya sokan hadisedir.

kutsal kitap okumadan din tartismasina girmek

doğruya doğru deyimiyle başlayıp azıcık da çelişki barındıran bir başlık diye devam edelim. okuyup da karşı tarafa durmadan bilmem kaçıncı ayet şöyle der, şu sure içinde de geçmektedir ki vs vs vs örneklemelerini sunan kişilerin yanlışlığı da verilen/dayanılan önermelerinin hepsini kuran’a refere etmesidir. zaten karşı tarafın inanmadığı bir kaynağı durmadan kullanırsan; o çerçevenin dışından cevap veremezsen sen de çok bilimsel bir taraf değilsindir.
çelişki burada yatmaktadır. din tartışmalarının hiç biri bilimsel değildir, zaten kelime özünde yattığı gibi inanç meselesidir. bir taraf inanıyorsa o inandığı kaynağın doğruluğunu/tutarlılığını sorgulamaz. diğer taraf da baştan itibaren kendini teslim edememişse zorla okuyarak inanması beklenemez. ama bu durum o konu hakkında konuşmasına engel olamaz. başta söylediğimi tekrarlayarak bitireyim din tartışmaları/muhabbetleri özünde bilimsel değildir, ki bu durum kötü/iyi olarak da nitelendirilmesin, doğalı/gerçeği budur.

yazarlarin aslinda soylemek istedikleri

#878932
allah kahretsin ya! çok karı kızla yattım, yatıyorum, yatacağım.

en azından sözlük böyle bilsin.

hasta numarasi yapip okula gitmemenin dayanilmaz hafifligi

-ersen sen hala yatıyo musun olm?? hadi kalk geç kaldın

-tamam anne kalkcam da üşüyom biraz yaa.. ateşim de var gibi

-aaa du bakiiim, hasta gibisin sen

-offf boğazım kaşınıyooo, bi de başım bi ton gibi sanki

-doktora mı gitsek?

-anne valla değil doktora ayağa kalkcak halim yok.. offff bi de okul derdi şimdi, hocalar falan

-bugün gitmeyiver, var mı önemli dersin sınavın falan??

-yok daaa, ya şimdi okula gitmeyip… neyse bu halde gitsem zaten yıkılcam kalcam

-iyi hadi yat dinlen sen.



derken anne evden çıkar veeeeeeeee hemencik tv açılır sabahın o okul öncesi soğuk haberleri şimdi sana sıcacık gelir sanki haber spikerini kankin gibi içtenlikle dinlersin, ardından saçma kadın programları ve dizileri o anda okulu asmışlığın verdiği huzur ve adrenalinle oscarlı filmlere dönmüştür, o anda ne yapsan zevkli heyecan ve mutluluk vericidir… hele ki sabahın o saatinde yaşıtların dersle uğraşırken sen sevdiğin işi (kitap okumak, müzik dinlemek vs) yapıosan dünyanın en mutlu insanısındır…….

fakat yaş olmuş çalışma, eve ekmek ve kariyer getirme zamanına, artık bu yazdıklarım sadece maillerde tebessüm oluşturan anılar olarak kalmıştır… iş yerinde çalışmak yerine sabah sabah o zamanları düşünüp biriyle paylaşmak da çok farklı bir duygu değil aslında.

itirafcilarin aslinda soylemek istedikleri

kocapatilikedi, erkek , 28 , istanbul

dava süreci
dava açacaksanız: 1) asla avukatınızı eski sevgililerinizden seçmeyin. 2) es kaza öyle bir salaklık yaptınız bari mahkemeden 2 gün önce kavga etmeyin. 3) şahidinizi de eski sevgililerinizden seçmeyin. 4) yok yine dalgınlığınıza geldi diyelim, bari onunla da kavga etmeyin. 5) hadi diyelim kazasız belasız mahkeme gününe ulaştınız, o zaman da sakın ola ki iki kızla da aynı dönemde çıktığınızı fark ettirmeyin.

meali: acayip çapkın bir o kadar da öküzüm.. hakim, savcı, mübaşir dahil mahkeme heyetinin topuyla yattım.

gec gelen kocasini masa basinda beklerken uyuyakalan kadin

gerek yoktur sevgisini ve ilgisini bu yolla göstermeye fakat içi el vermediği için sizi dinlemez oturur bekler ve sonunda masada uyuyup kalır. bu kimi mi hatırlattı? bu davranış başka kimde mi vardır? tabi ki annemizde. böyle eş dostlar başına.

bana dokunmayan yilan bin yasasin

ormanın birinde...

aslanlar toplanmış.

"yahu" demişler, "hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader... maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; fillere saldırsak, fazla büyük... ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor; e balık yakalayacak halimiz de yok... n’aapsak?"

bir tanesi "en iyisi, öküzlere saldıralım" demiş, "iri yarı görünüyorlar ama, ne pençeleri var, ne dişleri diş... tam dişimize göre!"

olur mu? olur.

hücum!

ama evdeki hesap çarşıya uymamış; öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer... organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.

aslanlar aç bilaç.

n’aapsak, n’aapsak?

"tilkiye danışalım" demişler.

tilki "kolay" demiş, "beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim..."

kabul etmişler.

tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, "saygıdeğer öküzler" demiş, "aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar... ama şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o... görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!"

öküz heyeti düşünmüş taşınmış, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığıyla, verivemişler sarı öküzü...

aslanlar da afiyetle yemiş.

bir gün, iki gün...

tilki gene gelmiş.

"bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz" demiş ve eklemiş: "ama şu benekli öküz var ya, benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!"

öküz heyeti düşünmüş, "otlağın selameti için" teslim etmiş benekli öküzü.

üç gün, dört gün...

tilki gene gelmiş.

kuyruğu uzun olanı...

burnu beyaz olanı...

tombul olanı...

tek tek alıp, gitmiş.

otlak seyrelmiş.

aslanlar semirmiş.

bir gün... tilki gelmemiş!

gerek kalmamış çünkü.

direkt aslan gelmiş.

"hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin" demiş.

otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, "keşke sarı öküzü vermeseydik" demiş ama, iş işten geçmiş.

-----------
y. özdil'in yazısından alıntıdır. öküz olduğunu kabul edip harekete geçmek de bir meziyettir.

28 ocak 2008

ileride çocuklarımıza "eskiden bayanların sokakta giyiminden dolayı pis sakallı ve cübbelilerin saldırısına uğramadan rahatça dolaşabildiği zamanların sonunu getiren kararın alındığı, şeriat ittifakının (mhp-akp) yapıldığı tarih" olarak anlatacağımız kara gün.

önce sosyalistleri topladılar
sesimi çıkarmadım,
çünkü ben sosyalist değildim.
sonra sendikacıları topladılar,
sesimi çıkarmadım,
çünkü sendikacı değildim.
sonra yahudileri topladılar,
sesimi çıkarmadım,
çünkü yahudi değildim...
sonra beni almaya geldiler...
benim için sesini çıkaracak
kimse kalmamıştı.
kimse kalmamıstı!.

emine senlikoglu

28.01.2008 tarihinde fatih altaylı’nın teke tek programına katılıp; laiklik dinsizliktir, laik düzen kadın pazarlamaya yarayan sistemdir, laik düzenin bir tane iyi getirisi yoktur, pkk’nın ortaya çıkmasından bush’un zalimliğine kadar bütün kötülükleri laikliğe bağlayabilen enteresan ve de numunelik bir hamam böceği. kara çarşafı bağlaya bağlaya kadında komplo teorisi üretme ve her şeyi bir birine bağlayabilme yeteneği gelişmiş. kendinden olmayanı katledecek kadar kendi deyimiyle saf bir müslümanmış. işte bu gibi insanlar yüzünden millet dinden soğuyor.
kadının tespitleri doğru olabilir. beyaza beyaz siyaha siyah demek kolay fakat çözüm üretmek zordur. yahudileri sevme katlet, çingenelerden iğren öldür gitsin. hitler de stalin de aynısını yaptı. sözün kısası kadın tam bir kara dul.

gotune guvenen gay

<bkz: kabadayı>
<bkz: rasim öztekin>

kemal unakitan in avrupa da yilin en iyi maliye bakani secilmesi

ufak bir yazım hatasıdır. en iyi maliye bakanı değil, avrupanın en iyi malyiyen bakanı seçilmiştir.

pinokyo nun yalan soyleyerek dunya nin en kevase hatununu bile zevkten oldurebilmesi

pinokyo'nun en büyük başarılarındandır. seks şu şekilde gider; k: kevaşe p: pinokyo

p: adım pinokyo değil, değil, değil, değil
k: ohhhh eveeeet.
p: pinokyo
p: yok yok değil
p: pinokyo
p: yok yok değil
k: omg.

<bkz: git gel>

yalan soyleyerek isinan pinokyo

<bkz: pinokyo'nun yalan söyleyerek dünya'nın en kevaşe hatununu bile zevkten öldürebilmesi>.

mikro iktisat

makro iktisat'ın küçüğü. makro iktisat da haliyle mikro iktisatın büyüğü.

<bkz: golf>
<bkz: mini golf>
<bkz: metin akpınar>